5 Temmuz 2026

SANA BENZEYEN AKŞAMLAR

ile Dijitaldeki Daktilo

Akşam, İzmir’in omzuna usulca çöker.

Deniz, günün yorgunluğunu kıyıya bırakırken ben, cebimde yarım kalmış cümleler, avucumda senden arta kalan bir mevsimle otururum sahil kenarına.

Garson sessizce bir duble rakı bırakır önüme.

Ne eksik ne fazla.

Tam senin yokluğun kadar.

İlk yudum boğazımdan değil, hatıralarımdan geçer.

Çünkü rakı insanı sarhoş etmez.

Önce özlediğini konuşturur, sonra susturur.

İzmir de bu huyumu bilir.

Rüzgâr her akşam saçlarımı değil, içimde sana dokunamayan ellerimi dağıtır.

Martılar, senden haber getiriyormuş gibi döner durur göğün altında.

Hiçbiri sen değildir.

İnsan, sevdiğini bir şehre benzetmemeli;

Sonra hangi sokağa dönse onun sesi,

Hangi vapur kalksa onun gidişi,

Hangi gün batımı kızarsa onun yüzü çıkar karşısına..

Ben bu şehrin bütün akşamlarını sana borçlandım.

Şimdi seni unutmaya kalksam,

İzmir’i de terk etmem gerekir.

Çünkü sen, farkında olmadan bu şehrin ikinci denizi oldun.

Biri kıyıları dövüyor,

Diğeri içimdeki seni

Gel desen gelirim.

Kal desen kalırım.

Hiçbir şey söylemesen…

Yine aynı masaya oturur,

Kadehime biraz deniz,

Biraz gece,

Biraz da senden kalan sessizliği doldururum.

Belki rakı biter.

Belki gece sabaha varır.

Belki martılar susar.

Ama insan,

Bir çift gözü gerçekten sevmişse,

En çok da kavuşamadığı akşamlarda büyür.

Ve ben…

Her gün biraz daha büyürken,

İzmir hiç o gözü parlayan çocukluğundan gitmiyor, 

Hala neşeli, seni bana hatırlatmakta hala kararlı. 

Çünkü sen; Hâlâ onun sokaklarında gençsin,

Ben ise yalnızca seni arayan bir akşam kadar yorgun ve karanlığım.